Ali Yavuz Çengeloğlu

Ali Yavuz Çengeloğlu"Kel" Öldü!

"Kel" Anıldı..

 

 

Giriş Yap



Kimler İçeride

Şu anda 15 konuk çevrimiçi

Ziyaretçi Sayısı

İçerik Tıklama Görünümü : 60100
Ana Sayfa Hakkımızda "Kel" Öldü
"Kel" Öldü

Yeni bir dünya için mücadele bir sıra neferini daha yitirdi... 

ALİ YAVUZ ÇENGELOĞLU / "KEL" ÖLDÜ...

Ali Yavuz ÇengeloğluNe yazılır ölümün ardından? Ne yazılır çok sevdiğiniz bir insan, bir dost, bir yoldaş, bir kavga insanı bir daha dönmemecesine bırakıp gittiğinde sizi? Ne söylenir ölüm denen son durak birini çekip aldığında aranızdan? Ne dersiniz ölümü bir diyalektik materyalist olarak, "son" olarak kavradığınızda? Düne kadar birlikte gülüp, birlikte kavga yürüttüğünüz, birçok şeyi, en önemlisi de yeni bir dünyanın kavgasını paylaştığınız bir insanı, güvenilir bir dostu, kardeşi, yoldaşı yitirdiğinizde...
Bir şeyler düğümlenir boğazınızda...
Belki bağırır, çağırır; belki ağlarsınız... En sevdiklerinizle kavga ararsınız belki. Nedenini bilmediğiniz, açıklayamadığınız anlamsız kavgalar. Belki de bir istiridye gibi çekilirsiniz kabuğunuza, kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği bir köşeye sığınırsınız...
Ölüm adın kalleş olsun!
"Kel"imizi de aldın aramızdan.
Hem de nihayet o çok sevdiği, ağzından hiç eksik etmediği, birini söndürmeden ikincisini yaktığı ve kuşkusuz ölümünde payı olan sigarayı nihayet kafasının etini yiye yiye bıraktırdıktan sonra!
Ölüm sen kalleşsin! Hiç beklemediğimiz anda, en sevdiklerimizi çekip alıyorsun aramızdan.
Fakat işe yaramayacak kalleşliğin.
Sonunda dünün güne ve yarına egemenliği, ölümün hayata egemenliği yıkılacak.
Yeni bir dünya için mücadele; biriktirilmiş, sömürülmüş ölü emeğin, yani sermayenin, canlı emek üzerindeki egemenliğinin yıkılması mücadelesi; sermayenin egemenliğinin yıkılması, sömürü imparatorluğunun yıkılması, sömürüsüz bir dünya yaratılması mücadelesi er geç zafer kazanacak.
Bu mücadele, insanlığın insanca yaşaması mücadelesi er geç zafer kazanacak; yalnızca haklı olduğu için değil, saflarında Kel gibi -şimdi ölümün aramızdan çekip aldığı- insanlar da olduğu için.
Kel, içimizde yaşça en "yaşlı" olanlarımızdan biriydi. Ama ruhça hiç yaşlı olmadı. Genç yaşında açılmış yüksek alnı nedeniyle Kel kaldı aramızda adı. Seyrek saçlarını "kel"ini örtecekmiş gibi tarar gibi yapacak kadar kendi kendisiyle de gırgır geçecek espriye sahip, "Kel" ağabey olmaktan hiç gocunmayacak kadar kalender bir dosttu.
Nasıl bir insandı Kel? Buna verilecek tek bir cevap var aslında: İnsan olmayı aynı zamanda bir toplumsal sorumluluk olarak da kavrayan, bunun gereklerini elinden geldiğince yerine getiren, hayata -en kötü şartlarda bile- umutla, sevgiyle bakan bir insan.
Öyle olduğu için de, bilinçli tüm hayatı -çok genç yaşlarından itibaren- devrim-sosyalizm-komünizm davası için mücadeleyle geçmiş bir insan.
Almanya'ya işçi olarak gittiği 1960'lı yılların sonlarından itibaren devrimci mücadeleye örgütlü olarak katılan, kendini her zaman bir devrimci - sosyalist - komünist olarak kavrayan ve bunun gereklerini yerine getirmeye çalışan bir dava insanı.
60'lı yılların naif devrimciliğinden, bilinçli, bilimsel komünist önder bir konuma gelişen; "işçi sınıfı"nı dışardan tanıyan değil, bizzat işçilikten çıkıp gelen bir proleter devrimci.
12 Eylül karanlığının en yoğun saldırıları sırasında düşmanın tutsak aldığı, işkenceli sorgu döneminde belirli bir zaaf da gösteren, hataları yanında kazanımları kesinlikle ağır basan bir devrimci.
En önemlisi de; herşeye rağmen, faşizmin en karanlık günlerinde, zindanda da "sol memenin altındaki cevahir"i hiç kararmayan, burjuvazinin zafer çığlıkları attığı, "komünizmin" ölüp bittiği türkülerinin söylendiği, dönekliğin moda olduğu bir ortamda da devrimci konumunu korumasını bilen, hatasına hata, zaafına zaaf demeyi bilen, öğrenmeye, ilerlemeye, kendini aşmaya hazır bir devrimci.
Alçakgönüllü, çok önemli görevleri üzerlenmiş olmasına rağmen hiç bir zaman ve hiç kimseye karşı konumunu belli edip kullanmayan, işin büyüğü ile küçüğü arasında ayrım yapmayan, Mao'nun "kibirdir yorulup yolda kalan" şiarını da düstur edinen bir devrimci.
Kel hep sakin, gülen, iknaya açık ve karşısındakini argümanların gücüyle ikna etmeye çalışan bir insandı.
Devrimin uzun soluk isteyen bir iş olduğunu ve süreç içinde onun "öncü"nün "işçiler" adına, halk adına yapacağı bir iş olmadığını; devrimin işçilerin, köylülerin, emekçilerin eseri olması gerektiğini kavrayan bir devrimciydi Kel.
Bunun için işçilerin, köylülerin, emekçilerin, en başta da onlar adına konuşan devrimci insanların bilimi kavramaları gerektiğini, bilimin önemini kavrayan bir devrimciydi Kelimiz.
Ali Yavuz Çengeloğlu bu gerçeklerin bilincinde olarak 12 Eylül dönemi ertesi "dışarı" çıktığında, yayıncılık görevine sarıldı. Marksist-leninist teorinin temel eserlerinin doğru çevirilerle okuyucuya taşınmasının hem güncel ve hem de kalıcı bir görev olduğunun bilincinde İnter Yayınları'nı kurdu. İnter, proleter enternasyonalizminin bir savaşçısı da olan Ali Yavuz için bir programdı aynı zamanda. Dünya komünist hareketinin en güçlü olduğu dönemin, 3. Enternasyonal'in kimi belgelerinin yayınslanması ile işe başlayan İnter Yayınları 14 yıllık yayın hayatında, Türkiye komünist hareketinin 100 yılı aşkın tarihinde yapmayı başaramadığı bir işi başardı; Türkiye devrimci ve komünist hareketine yararlanacağı tam bir Marksizm-Leninizm kitaplığı sundu. Ali Yavuz İnter Yayınları'nın sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olarak, sadece bugünün değil, yarının da devrimcilerinin yetişmesinde büyük rol oynayacak bu büyük işte, belirleyici önemde bir konumdaydı. Fakat o bu işte de büyük bir alçakgönüllülükle üzerine düşeni yapan bir "sıra neferi" olarak kavradı kendini.

Nâzım'ın "Sıradaki" isimli şiirinde dediği gibi...

"Başladı işe,
Bitirdi işi...
Başlarken işe avaz avaz bağırmadı.
Bitirdi ve:
- Gelin seyredin, diye
dört yanı çağırmadı...
O milyonların milyonda biridir.
O bir sıra neferidir.
Damarlarındaki bilmem hangi soyun kanı değil..
O bir yarış hayvanı değil.
Yüzü herkesin yüzüne benzer.
Su içer ağzıyla
ayaklarıyla gezer...
Onun için; başlayan, biten, başlayan iş var,
sorgu soruş yok..
Gidiş var.
Duruş yok...
O milyonların milyonda biridir.
O bir sıra neferidir..."

Ali Yavuz şimdi yok aramızda. Kalleş ölüm 5 Ekim'de, 60 yaşında onu çekti aldı aramızdan. Geriye o güzel dostun, can yoldaşın yaptığı iş, yetiştirdiği ve ilerde yetişmesine hizmet edecek eserlerin sunulmasına büyük katkılarda bulunduğu devrimciler kaldı.
İnter Yayınları'nın Türkçeye kazandırdığı Stalin'in tüm eserleri, Lenin'in seçme eserleri, Marksizmin bir dizi temel eseri, Komintern'in bir dizi önemli belgesi... hem bugün hem yarın marksist olma iddiasında olanların elinde bir silah olarak, o eserlerin Türkçeye kazandırılmasında emeği geçen herkesin yanında, en başta da kuşkusuz bize Kelimizi hatırlatacak. Ve yarın yeni dünya mücadelesinin yeni savaşçıları da şahsen tanıma fırsatı bulamadıkları Ali Yavuz gibi sıra neferlerinin davasını sahiplenecek, başlanmış eseri sürdürecek, tamamlayacaklar.
Ali Yavuz yeni sömürüsüz yeni dünyayı yaşamayacak. Olsun. O zaten yapılanın yarına, dünyanın geleceğine, insanlığın geleceğine dönük bir iş olduğunu kavramış, "moda devrimciliği"ni çoktan aşmış bir devrimciydi. Ali Yavuz işçi sınıfının egemen olduğu, sömürüsüz dünyayı yaşamadan ayrıldı aramızdan. Öldü. Fakat o bugün aramızdaki yaşayan ölülerden çok daha canlı. O ve onun gibiler yeni dünyada yaptıklarıyla, bıraktıklarıyla yaşamaya devam edecekler. Teşekkürle anılacaklar. Mutlaka.

18 Ekim 2002

(Bu yazı Yeni Dünya İçin Çağrı Gazetesinin 61.sayısından alınmıştır.
Ayrıca bkz.: "Kel anıldı...")

 

İnter Yayınları Seçki

Anket

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz?
 

Ziyaretçi Defterinden

Selim
Merhaba arkadaşlar, ellerinize sağlık ... Önceleri de sitenizi ziyaret ediyordum. Şimdiki ...
26. 02. 2010
Site Yöneticisi
bütün ziyaretçilerle paylaşmak istediğiniz düşünceleri buraya yazabilirsiniz. Tüm dostları...
24. 02. 2010