Ali Yavuz Çengeloğlu

Ali Yavuz Çengeloğlu"Kel" Öldü!

"Kel" Anıldı..

 

 

Giriş Yap



Kimler İçeride

Şu anda 8 konuk çevrimiçi

Ziyaretçi Sayısı

İçerik Tıklama Görünümü : 248866
Ana Sayfa Okuma Odası Dönüşüm Yayınları Sovyetler Birliği'nde Kadının Kurtuluşu Üzerine
Sovyetler Birliği'nde Kadının Kurtuluşu Üzerine

"TAVUK BİR KUŞTUR, KADIN BİR İNSANDIR"
Sovyetler Birliği'nde Kadının Kurtuluşu Üzerine
Gül Özgür

1992 yılında, Sovyetler Birliği'nde Kadının Kurtuluşu sorununu tartışmanın önemi, anlamı nedir? Artık Sovyetler Birliği diye bir ülke yok! Öyleyse Sovyetler Birliği'nde kadının kurtuluşu sorununu incelemek ve tartışmak boş bir iş değil mi?
Böyle bir araştırmanın okuyucuya ilk olarak bu ve benzeri soruları çağrıştırması Ñne yazık kiÑ günümüzde gayet normaldir. Dolayısıyla bu konuyu neden araştırmak ve tartışmak istediğimizi açıklamak ve gerekçelendirmek zorundayız.
Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin inşası ve kadının kurtuluşu sorunu bugün komünist kadın hareketinin yaratılması görevi çerçevesinde her türlü feminist ve oportünist/revizyonist akımlarla komünistlerin arasındaki temel ideolojik ayrım noktalarından biri olarak kendini dayatmaktadır. Bu sorun, kadının kurtuluşunun yolu nedir ve nasıl bir kadın hareketi sorusuna aranıan cevaptan, örgütlenme sorununa dek, bugün kadının kurtuluşu sorunu bağlamında kavranacak esas halka nedir sorusundan mücadelenin üzerinde yükseleceği ana şiarların belirlenmesine kadar tüm tartışmalar içerisinde gündeme gelmektedir.
1917 Ekim Devrimi ile birlikte dünya tarihinde yeni bir sayfa açan proletarya, Aynı zamanda Marksizm-Leninizmin kadının kurtuluşu sorununa dair teorik-siyasi önermelerini ilk defa hayata geçirmiş ve 1956 yılında modern revizyonistlerin iktidarı tümüyle ele geçirmelerine dek bütün dünyada ezilenlere ve sömürülenlere yol gösterici olmuştur. Modern revizyonistlerin iktidarı ele geçirmeleriyle tüm kazanımlar elbette bir anda yok olmamıştır. Bu bütün alanlar için olduğu gibi kadınların kurtuluşu alanında da geçerlidir. Modern revizyonistlerin lafta marksizm-Leninizmi savunmaları ve kendilerini Sosyalist Sovyetler Birliği'nin sürdürücüsü olarak göstermeleri başlangıçta uluslararası komünist ve devrimci hareketi de yanıltmış ve bütün ezilenlerin gözünde bunların maskelerinin düşürülmesini zorlaştırmıştır. Modern revizyonistlerin revizyonist çizgisi kendini ilk olarak parti politikasında gösterirken, bu çizginin kaçınılmaz olarak diğer alanlara da yansıması daha uzun bir sürece yayılmış, ülkenin girdiği ekonomik ve toplumsal tıkanıklık artık gizlenemez hale geldiği ölçüde bütün dünyada ezilen ve sömürülenler adım adım Sovyetler Birliği'ne sırtlarını çevirmeye başlamışlardır. Ne varki, dünya komünist ve devrimci hareketinin modern revizyonizmin teşhiri bağlamındaki zaafları ve hataları sonucu, Sosyalist Sovyetler Birliği ile modern revizyonistlerin hakimiyeti altındaki Sovyetler Birliği arasındaki ayrım geniş kitlelere kavratılamamış, dolayısıyla ezilenlerin ve sömürülenlerin Sovyetler Birliği'ne sırt çevirmeleri geçici de olsa önemli ölçüde komünizm ve sosyalizme sırt çevirme sonucunu doğurmuştur. Modern revizyonistlerin ihaneti ve onu takip eden süreç sonunda bugün Sovyetler Birliği'nin adı bile silinmiş durumdadır. Ancak Sosyalist Sovyetler Birliği bugün işçi sınıfı hareketinin tarihinde ve bu tarihin muazzam mirasında yaşamaktadır.
Sosyalizmin inşasına yönelen proleter devlet açısından, bütün diğer sorunlarda olduğu gibi, kadının kurtuluşu sorununda da varolan ilkelerin ve teorik temellerin yaşama geçirilmesi yepyeni bir alandı. Dolayısıyla 1917'den 1956'ya kadarki süreç şüphesiz "inişsiz-çıkışsız" bir süreç olmadı. Doğru bulunan bir dizi politika pratik uygulamada gözden geçirilmek, değiştirilmek ve hatta toplumsal şartların ortaya koyduğu engeller karşısında bazı "geri adımlar" atılmak, yeni yol ve yöntemler aranmak zorunda kalındı. Lenin'in proletarya diktatörlüğü ve devletin yapılanışı bağlamında yeniye dair şu yaklaşımı, kadınların kurtuluşu sorununda da dikkate elınması gerekli bir yaklaşımdır:
"Yüzyıllar boyunca devletler burjuva tipte inşa edilmişti, ve nihayet ilk defa devletin burjuva olmayan bu biçimi keşfedildi. Belki bizim mekanizmamız kötü olabilir, ama deniliyor ki, ilk bulunan buhar makinesi de kötüymüş, hatta hiç çalışıp çalışmadığı dahi bilinmiyor. Ama önemli olan bu değildir, önemli olan bu buluşun yapılmış olmasıdır. İlk biçimi ile keşfedilen buhar makinesi işe yarasın yaramasın, bugün artık lokomotiflerimiz var. Bizim devlet mekanizmamız istediği kadar kötü olsun, o artık yaratılmıştır, büyük tarihsel buluş gerçekleşmiştir, proleter tipte bir devlet yaratılmıştır Ñve bunun için bütün Avrupa, binlerce burjuva gazete istediği kadar bizde ne kadar kötü bir durumun, ne denli bir sefaletin olduğunu, emekçi halkın ne çileler çektiğini anlatsınÑ bütün bunlara rağmen bütün dünyada işçiler kendilerini Sovyet devletine yakın hissetmektedirler." (Lenin) (RKP(B) XI. Parti Kongresi, Lenin, Bütün Eserler, C. 33 s. 288-289, Almanca)
İlk proleter devlet, temeli özel mülkiyet olan burjuva devleti yerle bir etme görevi ile karşı karşıya değildi sadece; o, analık hukukundan bu yana binlerce yıldır süren erkeğin kadın üzerindeki egemenliğinin temelini hukuksal, ekonomik ve toplumsal olarak adım adım yok etmek ve kadınla erkeğin toplumun gerçekte eşit bireyleri olmasının maddi koşullarını yaratmak zorundaydı. Bu büyük görev aynı zamanda büyük bir deneydi de. Kadınların kurtuluşu sorunu bağlamında bu büyük deneyden öğrenmek, ondan önde duran görevimiz, yani komünist kadın hareketinin yeniden yaratılması görevi için gerekli dersleri çıkarmak Ñ bu araştırma ve tartışmanın amacı işte budur.
Sovyetler Birliği'nde kadının kurtuluşu sorununu incelerken, ilk adımda konu ile ilgili her türlü materyali elde etmeye çalıştık ve çalışmanın bu aşamasında önümüzde dağlar kadar kitap, gazete, makale vs. birikti. Bu materyallerin bir kısmı doğrudan Sovyetler Birliği'nin ilgili yasaları, yasa yorumları, kamuoyu önünde ve devlet organları çerçevesinde yürütülen tartışmaların belgeleri ve nihayet proleter devletin öncüsü komünist Partisi'nin ilgili belgeleridir. Bir kısmı ise, çeşitli ülkelerden bilim adamları/kadınlarının, anti-komünist, Troçkist ve feminist akımların sözcülerinin "araştırma" kitaplarını, yazılarını, makalelerini vb. kapsamaktadır. Çeşitli araştırmalar içerisinde verilen kaynakları da gözönünde tutarak, elde edilmesi mümkün olan tüm İngilizce, Almanca ve Türkçe materyalleri (Burada, türkçe dilinde Marksizm-Leninizmin klasiklerinin ve Komintern belgelerinin tercümeleri dışında Ñki bunlar da sınırlıdırÑ belgelere dayalı bir araştırmanın olmadığını ve genelde hem Sovyetler Birliği'ni savunanların hem de ona saldıranların yüzelsel ve seviyesiz bir tutum içerisinde olduklarını tespit etmek zorundayız. Bu nedenle bu araştırma çalışmasının önemli bir bölümünü konuyla ilgili temel belgelerin tercümesi tutmuştur.) toparladık ve inceledik. Bu bağlamda bir taraftan önümüzde gerçekten muazzam materyal birikirken, diğer taraftan ne yazık ki, tüm çabamıza rağmen bazı materyallerin eksikliğini gideremedik. Bunlar öncelikle yalnız Rusça dilinde mevcut olan materyaller (örneğin SBKP'nin kadınlar arasındaki çalışma için iç yayın organı "Komunistka" (Komünist Kadın), çeşitli kadın gazeteleri ve en önemlisi komünist kadın önderlerden Ines Armand, Nadejka Krupskaya ve diğerlerinin bir dizi önemli konuşma metinleri, yazıları vb.); ikinci olarak da doğrudan Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin konuyla ilgili bazı belgeleridir. Sadece Rusça dilinde olan belgeler bağlamında şunu da söylemek zorundayız: bunların bazılarından özellikle bazı feminist yazarlar oldukça sık alıntı yapmakta ve ideolojik saldırılarını bunlara dayandırmaya çalışmaktadırlar. Bu konuda ne yazık ki bu alıntı yapılan materyalleri bütünlük içinde incelememiz mümkün olmadığından, ve ama Almanca ve İngilizce dilinde varolan materyaller bağlamında çokça bütünlüğünden koparma, cımbızlama ve sonuçta tahrif etme yöntemlerine rastladığımızdan, bu bağlamda getirilen her "eleştiri", her saldırı üzerinde durmayacağız.
Materyal konusunda bilince çıkarmak istediğimiz ikinci sorun şudur: Elimizdeki materyal toplamına baktığımızda, 1930, özellikle de 1940'lardan sonraki dönemle ilgili olanların daha önceki dönemlere göre daha az olduğunu tespit etmekteyiz. Ama bu bağlamda okuyucu, o günkü şartları, faşizmin tırmanması, savaş durumunu ve bu nedenle diğer dillerde yayın çıkarma ve propaganda yapma olanaklarının objektif olarak kısıtlandığını gözönünde tutmalıdır. Ayrıca şu da bilinmelidir, ülkelerde Sovyetler Birliği'nin propagandasının yapılması yasal olarak da engellenmiştir, örneğin İsviçre'de Almanca dilinde birkaç yıl yayınlandıktan sonra "Sovyet Rundschau"nun çıkmasının yasaklanması gibi.
Materyallerin derlenmesi ve incelemesi süreci içinde dikkatimizi çeken ve önemli gördüğümüz bir başka mesele şudur: 20'li, 30'lu, 40'lı yıllarda bir dizi burjuva-kapitalist ülkedeki burjuva bilim adamı/kadını Sovyetler Birliği'ndeki genel gelişmeler ile olduğu kadar bu gelişme içerisinde kadınların konumu ve onların oynadığı rol ile de yakından ilgilenmiş ve bu bağlamda gerçekten bilimsel, objektif yaklaşımlar sergileyen eserler kaleme almışlardır, ki biz araştırmamız içerisinde bunlardan da faydalandık. Sonraki dönemler bu tamamen tersine dönüşmüştür, günümüzde ise Lenin ve Stalin dönemi Sovyetler Birliği Ñözellikle de Stalin dönemiÑ artık sadece ve sadece en iğrenç saldırıların kusulduğu bir alan olma durumuna gelmiştir.
Araştırmamızın sonuçlarını ortaya koymaya çalıştığımız bu kitapta kadının kurtuluşu bağlamında Sovyetler Birliği'nde tarihsel gelişmeyi önce bizim gördüğümüz gibi ortaya koyma ve buna bağlı olarak çeşitli feminist/troçkist ve diğer akımların getirdikleri eleştirilere, saldırılara cevap verme yöntemini izleyeceğiz. Ve tabii ki, bunu yaptığımız ölçüde Sovyetler Birliği'nin savunuculuğu şampiyonluğu yapan, ama kuru laf etmekten öteye gitmeyen, dolayısıyla onun canlı deneyimlerini bugün kadının kurtuluşu için mücadele pratiği içinde örnek almayan, her türden oportünist yaklaşımın karşısında da durmuş olacağız.
Ayrıca, Türkiye/K. Kürdistan'daki komünist kadın hareketi için belirli belgelerin Türkçeye kazandırılmasını da önemli bir görev olarak kavradığımızdan, bu araştırmanın eki olarak bir dizi önemli ve temel belgelerin tercümesini de yayınlayacağız. Bunun dışında İnter Yayınları'nın "Marks-Engels-Lenin-Stalin-Komintern ve Clara Zetkin Kadın Sorunu Üzerini" ve "Clara ZetkinÑSeçme Yazılar" adlı kitapları da kullanacağız.
Kitabımız beş ana bölüme ayrılmıştır. I. Kadın ve Üretim; II. Kadın ve Politika; III. Kadın ve Toplumsal Ahlak ve Aile; IV. Kadın ve Sosyalist Yaşam Tarzı; V. Sovyetler Birliği'nin Doğu Cumhuriyetlerinde Kadın. Her bölümde tarihsel gelişmeyi ortaya koyarken bu çerçevede ilkelerin pratiğe nasıl uygulandığını da göstermeye çalışacağız.
Bu araştırma proletarya diktatörlüğü altında kadının kurtuluşu bağlamında atılan muazzam ileri adımların, her türlü anti-Marksist-Leninist akımdan gelen saldırılara karşı pratik bir yol gösterici olarak kavranmasını kendine çıkış noktası almaktadır ve bu anlamda taraflıdır. Ama bu, bizim anlayışımıza göre proleter devletin bütün gelişme sürecine eleştirel yaklaşılmasının karşısında durmamaktadır ve bu anlayışla biz yanlış veya yetersiz veya eksik gördüğümüz pozisyonlara veya uygulamalara eleştirilerimi de getireceğiz. Bunu diyalektik ve tarihsel materyalist yöntemin ve içereğin ayrılmaz bir parçası ve Marksist-Leninist özeleştirinin bir ifadesi olarak görüyoruz:
"Siyasi bir partinin kendi hatalarına karşı tavrı, bu partinin ciddiyetinin ve sınıfına ve emekçi kitlelere karşı yükümlülüklerini gerçekten yerine getirmesinin en önemli ve en emin kıstaslarından biridir. Hatayı açıkça kabullenmek, nedenlerini ortaya çıkarmak, hataya yol açan koşulları tahlil etmek, hatayı ortadan kaldırmanın yollarını özenle araştırmakÑişte ciddi bir partinin belirtileri bunlardır, yükümlülüklerini yerine getirmenin, yani sınıfı ve sonra kitleyi de eğitmenin ve yetiştirmenin yolu budur." (Lenin) (Leninizm Nedir?, 1. Defter, İnter Yayınları, s. 104)
20. Parti kongresi öncesini kapsayan dönem açısından, modern revizyonistlere kadının kurtuluşu sorununda da Marksizm-Leninizmin yerine modern revizyonizmi geçirmeyi kolaylaştıran hatalı gelişmelerin veya yanlış değerlendirmelerin izlerini aramayı özel bir görev kabul ediyoruz. Bu eleştirel yaklaşım hiçbir şekilde modern revizyonizmin ihanetini yadsımamakta veya bu ihanetin Marksist-Leninistlerin hatası olarak deklare edilmesinin yolunu açmamaktadır. Hayır, sorun sadece Marksist-Leninistlerin hatalarının, eksikliklerinin ve ihmalkârlıklarının ne ölçüde bu ihaneti "kolaylaştırdığının" tespit edilmesi ve bütün bunlardan nasıl bir politikanın izlenmesi gerektiği konusunda zorunlu olan derslerin çıkarılmasıdır.
Kaparken şunu söylemek istiyoruz: Önümüze yığılı kitap, gazete, dergi, bildiri vb. dağlarını inceleme süreci içinde muazam bir devrimin nefesini sürekli üzerimizde hissettik. Milyonlarca emekçi kadın ve erkeğin iç ve dış düşmanlara karşı sürekli ve acı, fedakârlık zorluk dolu mücadele içinde gerçekleştirdiği ve sürekli kıldığı, bütün dünya proletaryası ve ezilen halkları için buzu kıran, yolu açan bir devrim! Bu devrim düz bir yol izleyemezdi, izlemedi. Zorlu, ama herşeye ragmen zorunlu bir yol! Sovyet Cumhuriyetlerinin çalışan kadın ve erkeklerinin Komünist Partisi'nin önderliğinde, sosyalizmin inşası, gökyüzünün yarısının ÑkadınlarınÑ baskı ve sömürüden kurtuluşu için kattetikleri yol. Onların, açlığıa, sefalete, yıkıymış ekonomiye rağmen kendi kaderlerini ellerine irade ve cesaretini göstermiş olmaları, yepyeni kıyılara doğru bir yolu göze alma cesareti göstermiş olmaları ve bunu sosyalizmin muzaffer zirvesine kadar sürdürmeleri, işte bu, hiçbir şekilde yokedilemeyecek olan tarihsel bir kazanımdır. Bugün dünya burjuvazisi ve emperyalistler istedikleri kadar sosyalizm/komünizm üzerindeki "zaferlerini" kutlasınlar Ñ herşeye rağmen, öyle ya da böyle dünya kızıl olacaktır! Sosyalizm barbarlığı yenecektir.

 

İnter Yayınları Seçki

Anket

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz?