Ali Yavuz Çengeloğlu

Ali Yavuz Çengeloğlu"Kel" Öldü!

"Kel" Anıldı..

 

 

Giriş Yap



Kimler İçeride

Şu anda 9 konuk çevrimiçi

Ziyaretçi Sayısı

İçerik Tıklama Görünümü : 248754
Ana Sayfa Okuma Odası İnter Yayınları Ludwig Feuerbach
Ludwig Feuerbach

FRIEDRICH ENGELS
LUDWİG FEUERBACH VE KLASİK ALMAN FELSEFESİNİN SONU

Çeviren: İsmail H.YARKIN

 

İÇİNDEKİLER
Önsöz
Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu.

  • I
  • II
  • III
  • IV

Ekler
Feuerbach Üzerine Tezler. Karl Marx
"Feuerbach"tan Unutulanlar
Notlar

 

Önsöz
"Politik Ekonominin Eleştirisine Katkı", Berlin 1859'un önsözünde Marx, her ikimizin, 1845'te Brüksel'de, "Alman felsefesinin ideolojik [tarih anlayışına ĞÇN] karşı bizim görüş tarzımızın Ñözellikle Marx tarafından işlenen materyalist tarih anlayışınınÑ uzlaşmaz karşıtlığını ortaklaşa ortaya koymaya, gerçekte, geçmişteki kendi felsefi vicdanımızla hesaplaşmaya" koyulduğumuzu anlatır. "Bu plan, Hegel sonrası felsefenin bir eleştirisi biçiminde gerçekleştirildi. Elyazması1, formalar halinde, iki cilt olarak, çoktan Vestfalya'daki yayınevine ulaşmıştı ki, değişen koşulların basımı olanaksız kıldığını öğrendik. Biz, görüşlerimizi açıklığa kavuşturmak olan esas amacımıza vardığımız için, elyazmasını seve seve farelerin kemirici eleştirisine terkettik."
O günden beri kırk yıldan fazla geçti, ve ikimizden biri yeniden bu konuya dönme fırsatı bulamadan Marx öldü. Hegel konusunda tutumumuzu yer yer dile getirdik, fakat hiçbir yerde kapsamlı bağıntı içinde değil. Bazı bakımlardan Hegelci felsefe ile bizim anlayışımız arasında kesinlikle bir ara halka olan Feuerbach konusuna asla bir daha dönmedik.
Bu arada, Marx'ın dünya görüşü, Almanya ve Avrupa sınırlarının çok ötesinde ve dünyanın bütün uygar dillerinde yandaşlar buldu. Öte yandan, klasik Alman felsefesi, yurtdışında bir tür yeniden doğuş yaşıyor, özellikle İngiltere ve İskandinavya'da, ve bizzat Almanya'da bile, orada üniversitelerde felsefe diye yutturulan eklektik dilenci çorbalarına insanların karnı doymuş gibi görünüyor.
Bu koşullar altında, Hegel felsefesi konusundaki tutumumuzun, ondan çıkışımızın ve ondan ayrılışımızın kısa, bütünlüklü bir anlatımı bana gitgide daha zorunlu göründü. Ve aynı şekilde, Hegel sonrası tüm filozoflar arasında hepsinden önce Feuerbach'ın, coşkunluk dönemimiz sırasında üzerimizde yaptığı etkiyi tam olarak tanımak, bana, ödenmemiş bir onur borcu olarak göründü. Böylece, "Neue Zeit" gazetesi yazı kurulu, Starcke'nin Feuerbach üzerine kitabını eleştirel olarak ele almamı istediğinde, fırsattan seve seve yararlandım. Çalışmam, bu derginin 1886 yılı 4. ve 5. fasiküllerinde yayınlandı ve burada gözden geçirilmiş ayrı baskı olarak yayınlanıyor.
Bu satırları baskıya yollamadan önce, eski 1845/1846 elyazmasını1 yeniden bulup baktım. Feuerbach üzerine bölüm tamamlanmamış. Hazır olan kısım, materyalist tarih anlayışının bir açıklamasından ibaret, ve sadece, bizim ekonomi tarihi konusundaki o zamanki bilgilerimizin ne kadar eksik olduğunu tanıtlıyor. Bizatihi Feuerbach öğretisinin eleştirisi yok; yani şu anki amaç bakımından işe yaramazdı. Buna karşılık, Marx'ın eski bir defterinde, ekte yayınlanan Feuerbach üzerine on bir tezi1 buldum. Bunlar, sonradan işlenmek üzere çabucak yazılıvermiş, kesinlikle basılmak için olmayan, fakat yeni dünya görüşünün dahiyane tohumunun kaydedilmiş olduğu ilk belge olarak paha biçilmez değerde olan notlardır.
Londra, 21 Şubat 1888
Friedrich Engels

 

KARL MARX
Feuerbach Üzerine Tezler[19]

1
Bugüne kadarki tüm materyalizmin -Feuerbach'ınki de dahil olmak üzere- baş kusuru, şeyin [Gegenstand], gerçekliğin, duyusallığın yalnızca nesne ya da tasarım [Anschauung] biçiminde kavranmasıdır; duyusal insan faaliyeti, pratiği olarak değil, öznel olarak değil. Böylece etkin yön, materyalizmin tersine, idealizm tarafından geliştirilmiş oldu - ama yalnızca soyut olarak, çünkü idealizm, bu biçimdeki gerçek, duyusal faaliyeti elbette bilmez. Feuerbach, duyusal nesneler, düşünce nesnelerinden gerçekten farklı nesneler istiyor; fakat o insan faaliyetinin kendisini nesnel [gegenständliche] faaliyet olarak kavramıyor. Böylece "Hıristiyanlığın Özü"nde yalnızca teorik tutumu, biricik gerçek insan tutumu olarak görürken, pratik yalnızca iğrenç-Yahudi tezahürü içinde kavranıp sabitleştiriliyor. Böylece "devrimci" faaliyetin, "pratik-eleştirel" faaliyetin önemini kavramıyor.

2
Nesnel [gegenständliche] doğrunun insan düşüncesine atfedilip edilemeyeceği sorunu teorinin bir sorunu değil, pratik bir sorundur. İnsan, doğruyu, yani düşüncesinin gerçekliğini ve gücünü, bu-yanlılığını [Diesseitigkeit] pratikte tanıtlamalıdır. Pratikten soyutlanmış bir düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği konusundaki anlaşmazlık, tamamen skolastik bir sorundur.

3
İnsanların koşulların ve eğitimin ürünleri olduğu, ve dolayısıyla değişmiş insanların başka koşulların ve değişmiş eğitimin ürünleri olduğu materyalist öğretisi, koşulları değiştirenlerin insanlar olduğunu ve bizzat eğitenin eğitilmesi gerektiğini unutur. Bu yüzden de, zorunlu olarak, toplumu, biri toplumdan üstün olan iki kısma ayırmaya varır. (Örneğin Robert Owen'da.)
Koşulların değiştirilmesi ile insan faaliyetinin değiştirilmesinin çakışması, ancak devrimcileştiren pratik olarak kavranıp ussal biçimde anlaşılabilir.

4
Feuerbach, dinsel kendine-yabancılaşma olgusundan, dünyanın biri dinsel, imgelenmiş, biri gerçek dünya olarak ikilenmesi olgusundan hareket ediyor. Yaptığı iş, dinsel dünyayı dünyevi temeline çözmekten ibarettir. Bu iş yapıldıktan sonra, esas işin daha yapılmayı beklediğini görmüyor. Yani dünyevi temelin kendi kendinden kopup, kendini bağımsız bir diyar olarak hayal âlemine yerleştirmesi olgusu, ancak bu dünyevi temelin kendi bölünmüşlüğü ve kendi kendisiyle çelişmesi ile açıklanabilir. Dolayısıyla ilkönce bizzat bunun kendi çelişkisi içinde anlaşılması ve sonra da çelişki ortadan kaldırılarak pratikte devrimcileştirilmesi gereklidir. Böylece, örneğin, dünyasal ailenin, kutsal ailenin sırrı olduğu keşfedildikten sonra, bizzat dünyasal aile de teoride eleştirilip pratikte devrimcileştirilmelidir.

5
Soyut düşünme ile tatmin olmayan Feuerbach, duyusal tasarıma başvuruyor; fakat duyusallığı pratik insani-duyusal faaliyet olarak kavramıyor.

6
Feuerbach, dinsel özü insansal öze indirgiyor. Fakat insansal öz, tek tek her bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir. Gerçekliği içinde, o, toplumsal ilişkilerin bütünüdür.
Bu gerçek özün eleştirisine girmeyen Feuerbach, dolayısıyla:
1- Tarihsel süreçten uzaklaşmak ve dinsel duyguyu kendi başına bir şey olarak saptamak ve soyut -yalıtılmış- bir insan bireyini varsaymak zorunda kalmıştır.
2- Dolayısıyla insansal öz, onda ancak bir "tür" olarak, birçok bireyi salt doğal olarak birleştiren içsel, dilsiz bir genellik olarak anlaşılabilir.

7
Dolayısıyla Feuerbach, "dinsel duygu"nun kendisinin bir toplumsal ürün olduğunu ve tahlil ettiği soyut bireyin de gerçekte belirli bir toplum biçimine ait olduğunu görmüyor.

8
Toplumsal yaşam, özünde pratiktir. Teoriyi gizemciliğe saptıran bütün gizemler, ussal çözümlerini insan pratiğinde ve bu pratiğin kavranmasında bulurlar.

9
Tasarımsal materyalizmin, yani duyusallığı pratik faaliyet olarak kavramayan materyalizmin ulaştığı en yüksek nokta, "burjuva toplum"daki tek tek bireylerin tasarımıdır.

10
Eski materyalizmin bakış açısı "burjuva" toplumdur; yeni materyalizmin ise insan toplumu ya da toplumsallaşmış insanlıktır.

11
Filozoflar dünyayı yalnızca -çeşitli biçimlerde- yorumlamışlardır; sorun onu değiştirmektir.

İlkbahar 1845'te Brüksel'de yazılmıştır.
İlk kez Friedrich Engels tarafından,
"Ludwig Feuerbach ve Klasik
Alman Felsefesinin Sonu"nun ayrı
baskısının eki olarak yayınlanmıştır,
Stuttgart [1888].
Kaynak: Karl Marx/Friedrich Engels,
Werke, Bd. 3, Berlin 1958, S. 533Ğ535.

 

İnter Yayınları Seçki

Anket

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz?